İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Gündem
Trendlerdeki Yazı

Dünyaca Ünlü Yazarlar ve Hikayeleri

Dünyaca Ünlü Yazarlar ve Hikayeleri
Dünyaca ünlü yazarlar
+ - 0

Dünyaca ünlü yazarlar her milletten ve her kültürden tanınmış isimlerden oluşuyor. Bunun elbette bir nedeni var. Bu yazarların günümüzde kavuştukları ün belki de asırlar öncesinde yaşadıkları anılara ve hayatlara bağlı.

Bizlerden yıllar hatta asırlar önce yaşayıp eser vermiş olan yazarlar nasıl bu kadar etkileyici ve zamansız olmayı başardılar? Kurguladıkları hikayeler tam kalbimize dokunmayı başarırken baş ucu kitabımız olmayı başardılar. Bizden önceki nesillerde olduğu gibi bizden sonraki nesillerde de muhakkak kendilerine geniş bir okuyucu kitlesi oluşturmayı başaracaklar.

Dünyaca Ünlü Yazarlar ve Eserleri Nasıl Evrensel Oluyor?

Dünyaca ünlü yazarlar ve eserleri sizlere de çekici geliyor mu? Siz bir kitap seçerken öncelikle neye dikkat ediyorsunuz? Kitabın kapağına, kitap arkası yazısına, konusuna, sayfa sayısına ya da yazarına? Bu filtrelerden geçen her kitap okuyucusuna göre kitaplıktaki yerini alırken kimi eserler de dünya klasikleri arasında yer almayı başardı.

Dünya edebiyatı yazarları olarak tanıdığımız ve bildiğimiz isimler şüphesiz ki her birimizin en az bir kez duyduğu isimlerden oluşuyor. Bu isimlerin dünya çağında bir üne sahip olmaları ise kesinlikle nedensiz değil. Bu yazarlar kurdukları dünyalarla ve olay örgüsü ile okuyucu bambaşka hikayelere peşi sıra sürüklüyor.

En az kendileri kadar merak edilen dünyaca ünlü yazarların sözleri de sıklıkla araştırılan ve beğenilen içerikler arasında yer alıyor. Bizler de sizin için hazırladığımız dünyaca ünlü yazarlar listesi içerisinde yazarların sözlerine yer verdik. Tüm dünyada yankı uyandırmayı başaran edebiyatçıların eserlerine ve hikayelerine birlikte göz atalım.

Dünyaca Ünlü Yazarlar: George Orwell

aa
dünyaca ünlü yazarlar listesi

Pek çoğumuzun “1984” ve “Hayvan Çiftliği” kitaplarından aşina olduğumuz bir isimle başlayalım. George Orwell aslında yazarın kendisinin eserlerini paylaşırken kullandığı bir takma isim. Asıl adı Eric Arthur Blair olan yazar, 25 Haziran 1903 tarihinde Hindistan’da İngiliz memur bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesinden çekinmesi nedeniyle de kendisine bu takma ismi seçerek yazım hayatına devam etmiştir.

Kız kardeşinin dünyaya gelmesi annesi ve kız kardeşi ile İngiltere’ye yerleşen yazar, babasını ziyaret etse de çok sağlam bir baba-oğul bağı kuramamışlardır. Aralarındaki bu resmiyet ise yazarın babasını daha soğuk ve muhafazakar bulmasına neden olmuştur.

İlk eserini 11 yaşında yerel bir gazetede veren Orwell, İngiltere’de yatılı bir okulda eğitimine devam etmiştir. 1922 yılında Hindistan İmparatorluk Polis Teşkilatı’na katılmıştır. 15 yıllık görevinin ardından ise istifa ederek çok sevdiği yazarlığa yönelmiştir. 1933 yılında ilk eseri olan “Paris ve Londra’da Beş Parasız” eserini yayımlamıştır. En tanınan eserleri ise “1984” ve “Hayvan Çiftliği” eserleridir.

Uzun yıllar hastalıklarla uğraşan yazar, 1950 yılında tüberküloza yenik düşmüştür. 47 yaşında hayata gözlerini yuman yazar, kısa ömrüne rağmen bugün bile büyük hayranlıkla okunan eserlere imzasını atmayı başarmıştır. Bizler onu dünyaca ünlü yazarlar listesinde görmeye alışkınız. Kendisini şu sözü ile yad edelim; “Hiçbir yararı olmayacağını bile bile insan kalmanın çok önemli olduğunu düşünüyorsan, onları yendin demektir.”

Franz Kafka

bb
Dünyaca ünlü yazarlar

Dünyaca ünlü yazarlar arasında yer alan Franz Kafka’nın, hiçbir zaman kolay bir yaşamı olmamıştır. Talihsizlikler peşi sıra hayatına girmiştir ve hayatı boyunca da peşini bırakmamıştır. 1883 yılında dünyaya gelen Franz Kafka, altı çocuklu bir ailenin ikinci çocuğuydu.

Yazarın talihsizlikleri ise çocukken henüz bebek olan iki kardeşini kaybetmesiyle başlıyor. Diğer üç kardeşi ise Naziler tarafından öldürülmüştür. Küçük yaşta ölümü çok yakından tanımıştır. Babasıyla taban tabana zıt karakteri nedeniyle babası, onu çelimsiz, kibar ve güçsüz görmüştür. O ise hayatı boyunca kendisini babasına kanıtlamaya çabalamıştır.

Babası ile arasındaki bu kopuk ilişki Kafka’nın ona söyleyemediği şeyleri kaleme aldığı bir eserine yön vermiştir. “Babaya Mektup” adlı eseri de babasına yazdığı mektubun kitaba dönüştürülmüş hali olarak satışa sunulmuştur.

Hukuk mezunudur ama mesleği hiç yapmamıştır. Bir sigorta şirketinde çalışır. Vereme yakalanan yazar, son yedi yılını hastanelere yatarak ve tedavi görerek geçirmiştir. Yazılarının bu ana dek anlaşılmadığını düşünen Kafka, ölümünden sonra da onu kimsenin anlamayacağını düşünerek eserlerinin yakılmasını vasiyet eder. Ancak yakı arkadaşı Max Board bu vasiyeti yerine getirmeyerek bizleri dünyaca ünlü yazarlar listesi içerisinde yerini alan bu harika yazarla tanıştırır.

Küçük yaşlarda ölümle tanışan ve henüz kırk yaşında hayata gözlerini yuman bir adamın sözleri bunlar, “Ölümün olduğu bir dünyada, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında.”

Dünyaca Ünlü Yazarlar | Nazım Hikmet

cc
dünyaca ünlü edebiyatçı

Türk ve dünya edebiyatını derinden etkilemeyi başaran Nazım Hikmet kimdir, eserleri ve hayatta bıraktığı işler nelerdir bilmek ister misiniz?

Nazım Hikmet dünyaca ünlü yazarlar arasına 20 Kasım 1901 yılında Selanik’te memur bir ailede dünyaya gelerek girmeye başladı. Osmanlı Devleti’nin çöküş dönemine denk gelen çocuk dönemi ise onun tüm hayatını etkileyecekti. Bu durum daha 11 yaşındayken Balkan Savaşı sonrasında kaleme aldığı Feryad-ı Vatan şiirinde kendisini gösteriyor. Bir aile toplantısında denizciler için yazdığı şiiri Bahriye Nazırı Cemal Paşa’ya okumasıyla Bahriye Mektebi’ne girmeye hak kazandı.

1915 yılında Heybeliada Bahriye Mektebi’nde mezun olarak dönemin okul gemisi olan Hamidiye Gemisi’nde stajyer subay olarak görevine başladı. 1919 yılında yakalandığı zatülcenp rahatsızlığı nedeniyle çürüğe çıktı. Milli Mücadele Dönemi’nde Anadolu’ya geçerek mücadeleye destek olmak istedi. Cepheye gönderilmeyen Nazım Hikmet muallim göreviyle Bolu’ya atandı. Aynı sene Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okudu.

Moskova’da komünist düşüncelerle tanışan Nazım Hikmet, Türkiye’ye döndüğünde yazıları nedeniyle gözaltına alındı. 1938 yılında askeri okuldaki öğrencilerin dolaplarından ve yataklarından yazılarının çıkması onun 28 yıllık bir hapis cezası almasına neden olacaktı. Oysaki bu öğrencilerle hiç karşılaşmamış, bir araya gelmemişti. Atatürk’e bu durumu anlatan bir mektup gönderse de Atatürk’ün hastalığı nedeniyle bu mektup eline hiç ulaşmadı.

13 yıl İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa’da aralıksız hapis hayatını yaşadı. En bilindik eserlerini de bu yıllar da verdi. Demokrat Parti’nin iktidara geçişi ile aftan yararlanmak için açlık grevine başladı. 1950’de Annesi Celile Hanım, Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rifat da açlık grevine girmiştir.

15 Temmuz 1950’de özgürlüğüne kavuşan Nazım Hikmet, 46 yaşında yasal yükümlülüğü dışında askere çağırıldı. Öldürüleceğini düşünerek 2 aylık oğlunu ve karısını geride bırakarak Rusya’ya kaçtı. Pek çok ülkeyi gezdi ve eserleri elliden fazla dile tercüme edildi. 1950 yılında Dünya barış Konseyi tarafından Uluslararası Barış Ödülü’ne layık görüldü. Ancak 1951 yılında T.C. vatandaşlığından çıkartıldı. 2009 yılında ise vatandaşlığa tekrar kabul edildi.

3 Haziran 1963 yılına geldiğinde ise tüm zorluklarla mücadele eden yüreği evinin merdivenlerinde onu yalnız bıraktı. Anadolu’da bir köy mezarlığına gömülmeyi vasiyet etse de bu dileği hiçbir zaman gerçek olmadı. Sovyet Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen bir cenaze ile sonsuzluğa uğurlandı. Dünyaca ünlü yazarlar arasında yer alan Nazım Hikmet’in mezarı Moskova’da Kahramanlar Mezarlığı’nda yer alıyor. Baş ucunda ise Abidin Dino’nun “Rüzgara Karşı Yürüyen Adam” heykeli ona eşlik ediyor.

Eserleriyle de 20. Yüzyılın en önemli yazar ve şairlerinden birisi olan Nazım Hikmet, aşk hayatıyla da oldukça ilgi çekse de edebiyatseverlerin gözünde ayrı bir yere sahip. Biz de Mavi Gözlü Dev’i şu sözleriyle analım; “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim.”.

Dünyaca Ünlü Yazarlar | Virginia Woolf

Virginia Woolf’un ilk romanı
dünyaca ünlü kadın yazar

Dünyaca ünlü yazarlar arasında yer alan iyi bir yazar, eleştirmen bir kadın, Virginia Woolf. Verdiği eserler ve yaşantısı göz önüne alındığında o da acıların yolundan ilerlemişti pek çok kez. Hayatın yaşam ile ölüm kıyılarında yer alan hayatı onu acı bir sona sürükleyecekti.

1882 yılında dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria dönemin başarılı yazarlarından Sir Leslie Stephen ve Julia Duckworth’ün kızıydı. Dört kardeşi daha olan Virginia okula gönderilmedi. Babasının destekleri ve eğitimiyle kendisini geliştirdi. Entelektüel bir aileye sahip olmasının verdiği destekle küçük yaşlarda yazar olmaya karar verdi. Başarılı ve saygın bir yazar olan babası ve vaftiz babası Russell Lowell’ın da bu kararda etkisi büyüktür.

Annesi Virginia henüz 13 yaşındayken geçirdiği ağır nezle sonucunda hayatını kaybetti. Bu tarihten itibaren Virginia’nın hayatı eskisi gibi olmayacaktı. Annesinin acı kaybını 1897 yılında kız kardeşinin ölümü izledi. Bu kayıplar dünyaca ünlü kadın yazar Virginia Woolf’un yaşadığı depresif ve karamsar ruh halinin temelini oluşturacaktı. Bu dönemden sonra ağır sinir buhranları yaşayan Woolf, bu ruh halinden kurtulamadı.

Yaşadığı kayıplarının yanında Virginia ve kardeşi Vanessa üvey kardeşlerinin tacizine maruz kalmıştı. Yaşadığı depresyonu ve ruh hali bozukluğuna eklenen bu olayları 190 yılında babasının kaybı perçinledi. Bu ağır depresyon nedeniyle kardeşinin yanına Bloomsbury’e taşındı. Bu olay yalnızca onun değil dünya edebiyatının yönünü belirleyecekti.

Bloomsbury’de tanıştığı pek çok felsefeci, eleştirmen ve yazarla Bloomsbury Grubu’nu kurdular. Yazar yönünü geliştirdiği bu grup ona iyi geliyordu. Bu grup içinde entelektüel, cinsel konularda özgürlükçü, yenilikçi ünlü edebiyatçılar bulunuyordu. İçinde John Maynard Keynes, E.M.Forster, Roger Fry, Duncan Grant gibi tanınmış isimlerde yer alıyordu.

Duygusal ilişkiler yaşasa da Virginia kadınlara duyduğu ilgiyi gizlemiyordu. 1909 yılında kuzeni Lytton Strachey ile bir süreliğine de olsa nişanlandı. Ancak gazeteci ve yazar Leonard Woolf ile evlendi. Yahudilerden ve erkeklerle cinsel ilişkiden nefret ettiğini söyleyen Virginia’nın Yahudi Leonard Woolf  ile aldığı evlilik kararı ise herkesi şaşırtmıştı.

Yaşantısı boyunca yaşadığı olaylar manik depresif ruh halini tetiklese de o dönemler bu duruma teşhis koymak mümkün değildi. Bu ruh halinin konuşmasını tetiklediği hatta bir keresinde 48 saat aralıksız konuştuğu söyleniyor.

Dünyaca ünlü yazarlar arasında olan Virginia Woolf’un ilginç alışkanlıkları da yok değildi. Kız kardeşi Vanessa’nın ayakta resim yapan hali kendisine büyük bir ilham kaynağıydı. Kendisi de yazılarını ayakta yazmaktan keyif alıyordu. Evinde bir maymunu, sincabı ve faresi de vardı. Hayatındaki insanlara da hayvan isimleri takmayı seviyordu. Kız kardeşi Vanessa’ya ise yunus ismini vermişti.

Yazarlığa aile köpeklerinin ölüm ilanı ile başlayan Virginia Woolf’un ilk romanı 1908-1913 yılları arasında yazdığı “Dışa Yolculuk” 1915 yılında yayınlandı. Bu aşamada eşi Leonard’ın onun için açtığı yayın evi destekleyici oldu. Bu romanında ele aldığı konular oldukça etkileyici bir dille anlatılıyordu. Bu romanla cinsellik ve ölüm konularının aranan yazarı ve temsilcisi oldu. Peşi sıra gelen “Mrs, Dalloway” romanında ise deliliği e intiharı incelemişti.

II. Dünya Savaşı’nın çıkması ile birlikte daha kötü günlerin geldiğini düşünüyordu. Leonard ve Virginia’nın egzoz dumanı soluyarak ölmeleri için garajlarında fazladan benzinin olduğu bunun yanında yüksek dozda morfin bulundurdukları da biliniyordu. Nazi ordusunun da Londra’ya giriş yapmasıyla Virginia’nın depresif ruh hali tekrar ortaya çıktı.

“Between The Act” adını taşıyan son romanını hazırlarken iki kez evinin bombalanması ise durumu daha da kötü bir hale getirdi. Savaştan uzaklaşmak için Londra dışında bir kır evine geçmeleri ise onun ruh halini daha da dibe çekti. Tarihler 28 Mart 1941’i gösterdiğinde ise kız kardeşine ve eşine yazdığı veda mektuplarıyla dünyadaki son izini de bıraktı.

Evinin yakınındaki Ouse Nehri’ne cebine koyduğu taşlarla giren Virginia Woolf şu an dünyaca ünlü edebiyatçılar arasındaki ebedi bir yere sahip. Zorlu süreçleri elinden geldiği kadar güçlü bir şekilde atlatmaya çalışan ve hayattaki tutkularına bağlı Virginia Woolf’un yeri bizler için hep ayrı olacak. “Kendin hakkında doğruyu söylemiyorsan başkaları hakkında da doğruyu söyleyemezsin.”

Stephen King

ee
dünyaca ünlü edebiyatçı Stephen King

Stephen King öldü mü sorusuna maruz kalan dünyaca ünlü edebiyatçı kimdir birlikte inceleyelim. Nasıl oldu da dünyaca ünlü yazarlar listesine girdi?

21 Eylül 1947 yılında dünyaya geldi. Ailesi ona Stephen Edwin King adını verse de o yedi eserini Richard Bachman mahlasını kullanarak vermiştir. King henüz 2 yaşındayken anne ve babası ayrılma kararı aldı. Anne ve babası arasında iki uçta yer alan hayatı ona uçlarda olan duyguları eserlerine yansıtma fırsatı verecekti.

11 yaşında annesi ve kardeşi David ile Durham’a taşındı ve lise eğitimini Durham’da tamamladı. Ardından ise 1966 yılında Orono Maine Ünivesitesi’ne gitmeyi tercih etti. Yazma tutkusu ise çok daha eski zamanlara dayanıyordu. Küçük yaşlardayken babasına ait bir kitabı tavan arasında bulması ve okuması hayatını baştan sona değiştirecekti. Bu kitap “The Lurker Of The Threshold” kitabıydı ve üzerinde bir iblis emaresi olması merak etmesini sağlamıştı. Bu kitap onda yazma isteği uyandıran ve onu heyecanlandıran bir kitaptı.

Stephen, öykülerini kaleme almaya başladığında ise henüz 16 yaşındaydı. Yazmanın ona iyi gelmesi onu yazarlığa itmişti ancak öyküleri başkasının okuması için çok acemiydi. İlk öyküsünü 1967 yılında satmayı başardı.

1970 yılında üniversiteden mezun olduğunda ise kendisine bir iş bulamamıştı. Ancak yazma tutkusu yolunu aydınlattı ve hikayeleri dergide yayınlanmaya başladı. Öyküleri sayesinde tanınsa da Richard Bachman adını kullanıyordu ve ilk kitabı “Rage” arkadaşını silahla öldüren vuran bir lise öğrencisi hakkındaydı. Kitaptan etkilenen bir lise öğrencisi olan Jeffrey Lyne Cox sınıf arkadaşını silah zoruyla rehin aldı. Bu olayın benzerlerinin tekrarlanmasıysa kitap Amerika’da yayın yasağı aldı. Stephen King ise kendi adını kullanarak eser vermeye karar verdiğinde Richard Bachman nedeniyle emekli olmaya karar vermişti.

1971 yılında Tabitha ile hayatlarını birleştirdiler ve bu evlilikten Owen ve Joe adında iki oğlu; Naomi adında bir kızları oldu. Evlerinde üç radyo istasyonu olması King’e ilham verirken romanlarına da konu oluyordu. Özellikle bu etkiyi “Yeşil Yol” adlı romanından görüyoruz. İlk romanı olan “Carrie” ise 1973 yılında ancak yayınlandı. Bu romanı önce hikaye olarak düzenlese de bu hikayeden tatmin olmadı ve hikayeyi imha etti. Tabitha’nın desteğiyle ise bu hikayeyi sürdürdü ve bu romanı eşine ithaf etti.

King, yazdığı romanlarıyla da benzer alışkanlıklara sahipti. Medyum romanındaki Jack de dünyaca ünlü edebiyatçı Stephen King ile benzer özellikler taşıyan karakterlerden biriydi. Romanı kaleme aldığı sırada King de Jack gibi sık alkol alıyordu. Öyle ki Şeffaf isimli romanını nasıl yazdığını dahi hatırlamadığını da söylemişti.

1980 yılında kendisini yazmaya adamıştı ki bu sayede de dünyaca ünlü yazarlar listesine girdi. Hal öyle ki en bilindik eserlerinden bazılarını da bu dönemde vermişti. Hayvan Mezarlığı, Ruhlar Dükkanı, Tepki gibi hikayeler de bu dönem eserleri olarak kitaplıklarda yerini aldı. Yayınladığı eserler ise yalnızca edebiyatın değil sinemanın da ilerleyişini büyük ölçüde etkilemeyi başardı.

Yazarın şu ana dek altmıştan fazla eseri beyaz perdede seyirciyle buluştu. İlk olarak “Carrie” sinemaseverlerle buluştu. Bu seriyi 1980’de “Shining”, 1990’da “Misery”, 1994’te “The Shawshank Redemption”, 1999’da “The Green Mile”, 2004’te “Secret Window” gibi eserleri izledi.

Esin kaynakları ise oldukça ilgi çekiciydi. Özellikle son zamanlarda sinemaseverlerin beğenisini kazanan 2019 yapımı “IT” eserindeki palyaço Mc Donalds’ın maskotu olan palyaçodan esinlenerek oluşturduğu bir karakterdi. En merak uyandıran ve en uzun sürede tamamladığı eseri ise “The Dark Tower” olacaktı. King 1982 yılında başladığı bu eserini 2004 yılında tamamladı.

13 rakamına karşı korku dolu bir takıntısının olması ise oldukça ilginç bir takıntı olarak yazarın hayatında yerini alıyor. Öyle ki yazar, 13 rakamı ve katlarına sahip hiçbir sayıya denk gelmemek için oldukça çaba sarf ediyor. Evinin on üç basamağını bile 12 adımda tamamlamaya çabalıyor.

Korku romanlarının ve gerilim hikayelerinin aranan ismi olan Stephen King, beyaz perdenin de aranan ismi olmayı başardı. Yaratıcılığı ve kurgularıyla bizi kendisine hayran bırakan yazar ise şöyle söylüyor; “Hangi çiçek, diğerini sarı açtı diye ayıplar? Hangi kuş farklı ötünce diğerine yasak koyar? Derisinden, dilinden ötürü ölüyor insanlar. Ah insanlar! Her şeyi bulan, kendini bulamayan insanlar.”.

George Eliot

ff
en ünlü İngiliz edebiyatçısı

Mary Anne, Marian Evans, ya da nam-ı değer George Eliot Victoria Dönemi’nin en ünlü İngiliz edebiyatçısı yani dünyaca en ünlü yazarlar listesinden olan Mary Anne ile sizlerleyiz. 22 Kasım 1819 yılında dünyaya gelen Mary Anne, 21 yaşına dek İngiltere’de bir çiftlikte yaşadı.

Annesini kaybetmesiyle hayatı değişen yazar, büyük bir malikanenin kahyası olan babasıyla ilgilenmek için okuldan ayrılmak zorunda kaldı. İçine girdiği özgür düşünce grubu din, ahlak ve siyaset konusundaki bakışını ve yazarlığını da etkiledi.

1849 yılında babasının kaybının ardından İsviçre’ye yerleşti. Ancak ardından yine Londra’ya taşındı. Burada Westminster Review Dergisi’nde çalışmaya başladı. Dönemin önemli yazarlarıyla bir araya gelmesi ise onu bu hayata çekmeyi başardı. Yakın dostu George Henry Lewes sayesinde yazarlığa daha da yakınlaştı ve bu dostluk 25 sene sürdü.

Yazın hayatına eleştirmen ve çevirmen olarak başlayan George Eliot, ilk romanını 1859 yılında Adam Bede adıyla yayınladı. Romanlarının yanında kaleme aldığı şiirler ile de tanınan George Eliot 22 Aralık 1880 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Yazar Hakkında

Yorum Yap